Simge hastane kapanıyor mu?

İlimizin simgesi haline gelmiş Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin geleceğine ilişkin belirsizlik sürüyor. Çünkü Şehir Hastanesinin faaliyete geçmesi ile Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin de buraya taşınması durumu tartışılıyor. Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uzman Doktor Nülüfer Kılıç, olası bir taşınma durumunun İlimiz için bir kayıp olacağını ifade etti. 'Toplumsal olarak da destek bekliyoruz' diyen Kılıç, Elazığ'ın hastaneye sahip çıkmasını istedi.

Simge hastane kapanıyor mu?
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Röportaj: Songül DURSUN

Şehir Hastanesinin bitirilmesine kısa bir süre kaldı. Hastanenin faaliyete geçmesi ile birçok kurumda buraya taşınacak. Bugünlerde Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin de Şehir Hastanesine taşınması tartışılıyor. Konuya ilişkin görüştüğümüz Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uzman Doktor Nülüfer Kılıç, Elazığ Ruh sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin kapatılması ve Şehir Hastanesine taşınmasının söz konusu olduğunu söyledi. Şehir Hastanesinde birçok birimin olmadığını ve yatan hasta kapasitesinin çok az olduğunu söyleyen Kılıç, hastanenin taşınmasının Elazığ için büyük bir kayıp olacağına vurgu yaptı. İşte Başhekim Nülüfer Kılıç ile söyleşimizin detayları:

Öncelikle okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Sivriceliyim. İlkokulu Yakup Şevki Paşa ve Atatürk İlköğretim Okulunda, Ortaokulu Öğretmen Sıdıka Avar Kız sanat Ortaokulunda ve Liseyi Elazığ Lisesinde tamamladıktan sonra Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. 1993-1996 yılları arasında Malatya ve Elazığ’da pratisyen hekim olarak çalıştım. Daha sonra Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Bölümünde asistanlık eğitimine başladım. Arkasından üniversitenin psikiyatri bölümünde asistanlık eğitimine başladım ve psikiyatri uzmanı olarak Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde göreve başladım. Son 8 yıldır Başhekimliği Yardımcılığı görevini de sürdürmekteydim Sağlık Bakanlığının 13 Aralık 2017 tarihli atama kararı sonrası Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekim'i olarak görevime devam etmekteyim.

Okuyucularımıza hastane hakkında bilgiler verir misiniz?

“ÜLKE GENELİNDE ÇOCUK VE ERGEN PSİKİYATRİSTİ EKSİKLİĞİ VAR”

Hastanemiz 488 yataklı olup genel olarak yatak doluluk oranımız yüzde75 ile 80 arasında değişiyor. Toplamda 12 servisimiz bulunmakta. Servislerimiz birbirinden bağımsız olması psikiyatri hasatları için çok iyi bir şey. Her servisin hastaları için ayrı aktivite alanları, spor alanları mevcut. Yine hastanemiz içerisinde aktivite merkezimiz bulunuyor. Hastalarımız servisten çıkıp orada farklı alanlarda hocalar eşliğinde aktivitelerde bulunuyorlar. Yeni faaliyete geçen çocuk madde bağımlılığı birimimiz (ÇEMATEM) mevcut. Erişkin hastaların tedavi gördüğü madde bağımlılığı birimimiz (AMATEM) bulunuyor. AMATEM birimimiz 27 yataklı olup bölgeye hizmet vermektedir. ÇEMATEM de yine bölgeye hizmet veren bir birim. Hastanemizde şu an 16 psikiyatri uzmanımız, bir çocuk psikiyatri uzmanımız bulunuyor. Erişkinler için hekim sayımız yeterli. Geçtiğimiz dönemde 3 çocuk psikiyatri uzmanımız vardı, şimdi de yine onu tamamlamaya çalışıyoruz. Mevcut sayı yetmiyor çünkü. Çocuk ve ergen psikiyatri uzmanımız az ve bu konuda destek bekliyoruz. Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi bünyesindeki ÇEMATEM bölgeye hizmet verdiği için, bölgenin yükünü kaldırdığı için Bakanlığımızdan bu konuda Elazığ’a pozitif bir ayrımcılık yapmasını bekliyoruz. Türkiye genelinde çocuk ve ergen psikiyatri alanında uzman eksikliği var. Bunun için de gerekli çalışmalarımızı yaptık. Çocuk psikiyatri uzmanı gelecek. Nöroloji uzmanımız da şu anda yok. Ancak bunun için de gerekli yazışmalarımızı yaptık. Dediğim gibi bu alanlarda ülke genelinde uzman sayısı az olduğundan dolayı sıkıntı yaşanmakta. Hastanemizde her hekimimizin kendisine ait poliklinik odası var. Genel olarak hastalar bekleme konusunda sıkıntı yaşamıyor. Hastanemiz bünyesinde Toplum Ruh Sağlığı Merkezimiz mevcut. Merkezimiz yeni yerine taşındı ancak henüz açılışı yapılmadı. İlerleyen günlerde açılışını gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Hastalarımız için büyük bir kazanım olacaktır.

Hastanenin kapanma durumu var mı?

“HASTANENİN KAPANMASI ELAZIĞ İÇİN BÜYÜK KAYIP OLUR”

Gündemimizde hastanemizin Şehir Hastanesine taşınması ve hastanenin kapanması durumu var. Ruh Sağlığı Hastanesinin kapanmasını istemiyoruz. Bu Elazığ’ın büyük bir kaybı olur. Sağlık İl Müdürlüğümüz ile ve Bakanlığımızın daire başkanına bu konuyu ilettik. İlgili kurumlara gerekli yazışmaları yaptık. Hastanemizin kapanmasını istemiyoruz çünkü oradaki bize ayrılan yatak sayısı 48, Bizim yatak sayımız ise 488. Şehir Hastanesinde aktivite merkezi yok, Şehir Hastanesinde AMATEM birimi yok, ÇEMATEM birimi de yok. Korumalı evler yok. Bizim hastanemiz 18 ile hizmet veriyor. O bakımdan düşünüldüğünde Elazığ’a 18 ilden gelen hasta ve hasta yakınları şehre ekonomik anlamda da katkı sağlamakta. Biz gerekli yerlere durumu ilettik. Ama toplumsal olarak da destek bekliyoruz.

HASTANEMİZ DEPO HASTANE DEĞİL

Hastanemizin kapanmamasını istiyoruz. Çünkü hastanemiz bölgeye hizmet veriyor. Yatan hasta sayımız az değil. Bu hastalar da depo hastalar değil. Yıllarca burada yatan hastamız yok. Biz bölgeden hastalar 18 ilden gelen hastalar yatıyor tedavilerini oluyorlar ve tekrar evlerine geri dönüyorlar. Ve bu durum sürekli devam ediyor. Sürekli sirküle olan 350 hasta grubumuz var. Bu bakış açısının da değişmesi gerekiyor. Sahipsiz olan hastalar zaten bakımevlerinde, sosyal hizmetlere bağlı olarak bakımları yapılıyor. Biz aktif hasta bakıyoruz ve bunlar sürekli değişiyor. Çok eskiden belki öyle olmuş olabilir. Ancak burası depo hastane değil hastanemize aktif, dinamik olarak hasta geliyor; tedavilerini oluyorlar ve ailelerinin yanına dönüyorlar. Hastanemiz kapanmadığı takdirde çocuk hastalar için gündüz hastanesi dediğimiz bir projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz. Özellikle otizmli çocuklarımız için sadece birkaç ilde olan gündüz hastanesi projemizi hayata geçirmeyi planlamaktayız.

Daha önceki başhekim yüksek güvenlikli adli servislerinin yeterli olmadığını belirtmişti. Mevzuata uygun yeni adli servislere ihtiyaç vardır demişti. Bu ihtiyaç halen devam ediyor mu?

Şehir hastanesinde adli servisler ile ilgili yüksek güvenlikli adli servis birimleri açılmış. Ancak oranın mevzuatı konusunda bir sıkıntı var. Şayet orası faaliyete geçer, o mevzuat tamamlanırsa eksiklik kalmayacaktır. Ama bizim Sağlık İl Müdürlüğümüzden talebimiz eğitim ve araştırma hastanesinden bazı birimleri bizim hastanemize vermeleri yönünde. O zaman otelcilik anlamında verdiğimiz hizmet daha kaliteli olacaktır. Otelcilik boyutu derken hastaların kaldıkları mekânın kalitesi artacak.

Hastalar hastanede ne gibi aktiviteler yapıyorlar?

AKTİVİTE MERKEZİ ÇOK BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR

Hastanemizde kadın ve erkek spor hocalarımız var. Servislerimizde kalan hastalar belirli günlerde spor faaliyetleri, beden eğitimi faaliyetleri yapıyorlar. Yılın belli zamanlarında turnuvalar düzenleniyor. Hastalarımız, aktivite merkezimizde müzik hocamız ve Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünden gelen dikiş, nakış, resim v.s alanlarında hocalarımızla aktiviteler yapıyorlar. Hekimlerimizin önerileri doğrultusunda uygun hastalarımız servisten çıktıktan sonra haftanın belirli gün ve saatlerinde orada kendi becerisine uygun alanlarda düzenli olarak aktiviteler yapıyorlar. Hastanın tedavisi sadece ilaçla yapılmıyor. Ama dışarıdan ama hep sadece ilaç tedavisi uygulanıyor gözüyle bakılıyor. Rehabilitasyon dediğimiz bir dönem de var. Hastanın iyileşip ilaç tedavisinin yani sedasyon sağlayıp, artık profilaktik tedavi kısmına geçtikten sonra, hasta artık evine gidebilir dediğimiz dönemden sonra hastanın ev ile hastane arasında bir rehabilitasyon döneminin olması lazım.  O dönemde aktivite merkezi devreye giriyor ve büyük önem taşıyor.

Hastane bünyesindeki korumalı evler hakkında bilgi verir misiniz?

Korumalı evler uygulaması 2005 yılı mart ayında Avrupa Birliği MATRA fonlarından hibe proje olarak hastanemiz ile Hollanda Meerkanten Hastanesi ile ortak bir proje olarak üç yıl süreliğine başlamıştı. Proje bittikten sonra artık hastanemiz bünyesine geçti.  Halen devam ettiriyoruz. Hasta seçiminde kliniklerde uzun süre yatan ve aile desteği olmayan bireylerden seleksiyon kriterlerine uygun hastalar seçilmektedir. Seleksiyon kriterleri kısaca hastanın adli sicil kaydının olmaması, devamlı tedavi gerektiren ağır organik bir rahatsızlığının olmaması, devam eden hezeyanlarının olmaması, ev yaşamına uyum sağlayabilmesi önemsenmektedir. Korumalı evlerde; rutin yaşama ayak uyduran bireyler, kendi yaşamlarını kendileri planladıkları gibi günlük görev listeleri ve yapılan aktivitelere yönelik fikir verme ayrıca alınan kararlara katılım açısından kendilerini geliştirmektedirler. Hastalarımıza haftada bir kez sorumlu hekim, psikolog ve hemşireler eşliğinde vizit yapılmakta ve yine haftada bir kez hastaların günlük programları göz önüne alınarak bir gün de grup terapisi yapılmaktadır. Bu vizitler esnasında saptanan fizyolojik rahatsızlıklarında muayenelerini kendi başlarına gerçekleştirebilmektedirler. Hastaların kendilerine yetebilmesi amaçlandığından ev eksiklerini belirlemek, market alışverişlerini yapabilmek, özel ihtiyaçları için kuaföre gidebilmek, giyim ve tekstil ihtiyaçları için alış veriş yapabilmek, yemek ve ev temizliği yapabilmek, bulaşık ve
çamaşır yıkayabilmek, piknik ve benzeri sosyal aktiviteleri gerçekleştirebilme konusunda desteklenmektedirler. Çoğunlukla bu faaliyetleri amacı doğrultusunda kendileri yapabilmektedirler. Hastalarımızdan aileleri ile bağları kopmamış olanlar belli aralıklarla istem dâhilinde yatılı olarak ailelerini ziyaret edebilmektedirler. Bu ziyaretleri sırasında taburcu edilip ziyaret bitiminde tekrar yatış yapmak suretiyle evlere kabul edilmektedirler.

Devletin ruh sağlığı politikası var mı?

Her yıl görülen hastalık sıklığına göre o alanda yoğunlaşmak üzere devletimizin böyle bir politikası var. Bu yıl ön plana çıkan, artan, sadece kişiyi değil ailesini, çevresini etkileyen madde bağımlılığı üzerine yoğunlaşılmış durumda. Ruh sağlığı ile ilgili bir yönetmelik henüz çıkmadı ama çalışmalar yapılıyor.

Göçlerin toplum ruh sağlığı üzerinde ne gibi etkileri oluyor?

Göçmenler yoksulluk, işsizlik, kötü yaşam koşulları gibi pek çok olumsuz yaşam deneyimiyle dünya gündemine konu olmaktadırlar. Göçmen kabul eden toplumlar ise göçmeni hüzünle veya öfkeyle karşılayabilmektedir. Politikalar insanların yaşamlarını sürdürebileceği asgari koşulları karşılamadığında göç alan ve göçmen topluluk fiziksel-ruhsal-sosyal sağlıkları açısından olumsuz yönde etkilenmektedir. Sosyal destek ruh sağlığını etkileyen temel mekanizmalardan olup, bundan mahrum kalan birey yalnızlaştığı için anksiyete ve depresyon gibi duyguların yaşanabileceği gibi güvensizlik sonucu zarar görme hezeyanlarına kapılabilmektedir. Ruh sağlığının etkilenmesinde yaş, cinsiyet gibi demografik özellikler, refakat durumu, çevresel etkenler ve mizaç da rol oynamaktadır; bu etkilenme göçmen için olduğu kadar ev sahibi topluluk için de geçerlidir. Halk sağlığı bakış açısı ile yapılacak politikalardaki küçük ama önemli ayrıntılar her iki tarafın da sağlığını koruyabilir. Gelen kişiler eğitim eksikliği olan kimseler. Bir geçiş dönemi olduğu için onun için de düzenlemeler yapılıyor. Gelen insanlar suça daha kolay itilebilir, kullanılabilir durumda olan insanlar. Bu insanlarda madde kullanımın fazla olduğu da görülüyor. Devletimiz tıbbi hizmet boyutunda her türlü kolaylığı veriyor. Toplumsal bir sorun. Bunu sadece psikiyatrik açıdan değil her alanda koordineli bir çalışma ile; sağlık müdürlüğü bünyesinde bir ekip oluşturularak bu insanların tek tek evlerde tespit edilmesi ile bizim de hastanemiz bünyesinde bulunan TRSM ( Toplum Ruh Sağlığı Merkezi) ekibimiz ile görevlendirme yaparak yardımcı olabiliriz kanaatindeyim.

 Son dönemlerde büyük bir sorun olan madde bağımlılığı hakkında neler söyleyeceksiniz?

“EN BÜYÜK TOPLUMSAL SORUN MADDE BAĞIMLILIĞI”

Son dönmelerde Cumhurbaşkanımızın, Sağlık Bakanlığımızın da üzerinde durduğu gerçekten gittikçe artan bir toplumsal sorun; madde bağımlılığı. 20 yıllık psikiyatri tecrübemden gözlemlediğim son beş yılda İlimizde madde kullanma yaş oranı düşmekle birlikte madde kullanımı arttı. Bununla ilgili çok ciddi önlemler alınması gerekiyor. Bu sorunun sadece hastane boyutunda değil, ailelerin sosyal hizmetlerin, okulların el birliği ile bu sorunun üzerine gidilmesi, gerektiği görüşündeyim.

Son dönemde yaşanan olaylara baktığımız zaman insanların ruh sağlıklarının pek iyi olmadığını görüyoruz. Bu durumu neye bağlıyorsunuz? Bu durumun üstesinden nasıl gelinebilinir?

“HASTANEMİZDE HASTALARA PSİKOTERAPİ DE UYGULANIYOR”

İnsanlar psikiyatriye gitmekten çekiniyor, utanıyor. Öncelikle Bu önyargıyı yıkmamız gerekiyor. Psikiyatriye gitmek çok normal bir şey... Nasıl insanlar midesi rahatsızlanınca doktora gidebiliyorsa psikiyatriste de gidebilmeliler. Herkesin stresle baş etme yöntemi farklı olabilir. İnsanlar hekime gitmekten imtina ediyorlar. Bu konuda halkın bilinçlenmesi lazım... İnsanlar arasında birbirlerine  “psikiyatri ilacı kullanma” deniliyor. Aslında birbirlerine zarar veriyorlar. İlaç doktor denetiminde kullanılmalı. Kaldı ki bizler ilacın yanı sıra psikoterapi de uyguluyoruz. İnsanlar çekinmeden gelsinler. Bizim hastanemizde psikologlarımız da var. Hem psikologlarımız hem de psiyatrist arkadaşlarımız ilaç almak istemeyen hastalara terapi uyguluyorlar. Ama ilaç gerekiyorsa terapiyi yapan hekimimiz tekrar ilaç için doktoruna yönlendiriyor. Psikiyatrik yardım almak ayıp bir şey değil. İnsanların psikiyatrik sıkıntısının olması da ayıp bir şey değil. Ayrıca son dönemlerde yaşadığımız bir soruna da değinmek isterim. Önceki yıllarında çok önemli olmayan sorundan dolayı bir psikolojik destek almış gençlerin polislik ve askeri sınavlarda sorun yaşamaları konusu. Mesela aileler çocuklarını sınav kaygısı yüzünden çocuk psiyatristine getiriyor. Ama bu sorunu ileride askeri sınavlarda veya polislik sınavı başvurularında karşılarına çıkıyor. Bu Elazığ’ın kaybı oldu. Bu konunun yönetmeliğinde bir şeyler yapılmalı. Bizler bakanlığımıza ilettik. Çalışma bakanlığına da iletildi. Gerekli birim sağlık müdürlüğümüzde kuruldu. İtirazları olanları oraya yönlendiriyoruz. Bununla ilgili de insanlar korkmasınlar.

Toplum olarak insanlarımız mutsuzlar. Bu mutsuzluğu neye bağlıyorsunuz?

Bu durumun birçok bileşeni var. Bunun için bir tek sebep gösteremeyiz ne yazık ki. Neden olarak televizyonda izlenilen programlar, filmler ve özellikle toplumsal olarak teknolojiyi sınırsız kullanma diyebiliriz. Bunlara otokontrol getirilmeli. Sonuç olarak sanal hayat ile gerçek hayatın çatışmasından kaynaklandığını düşüncesindeyim.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

“PSİKİYATRİYE GİTMEK SUÇ DEĞİL, BİR İHTİYAÇTIR”

Her bireyin, sağlığına kavuşabilmek için gereksinim duyduğu her türlü desteği eşitlik ve saygınlıkla ve her yönüyle nitelikli bir sağlık hizmeti alabilmesi için çalışıyoruz. Gelecekte sağlıklı nesillerin yetişmesine ve tedavilerinin sağlanmasına katkıda bulunan en üst seviyede sağlık hizmeti sunan çalışanlarımız ile hasta ve hasta yakınlarını bütünleştirerek erdemli insan olmanın idealini ve değişimini yaşayabilecek özgün, etkili ve nitelikli bir toplum oluşturmak amacındayız. Hem çalışanlarımızın memnuniyetini arttırmak hem de hastalarımıza en iyi hizmeti vermek hedefindeyiz. İnsanlar şunu bilsinler ki psikiyatriye gitmek suç değil bir ihtiyaçtır.