İşte Harput Kalesi'nin (Süt Kalesi) sırrı: Su yerine sütle yoğurulan harcın hikayesi

Harput Kalesi, sadece bir savunma hattı değil her taşına bir hikâye, her burcuna bir efsane kazınmış bir abide. 'Su yerine sütle yoğurulan' harcından, düşman askerlerinin korkulu rüyası olan o karanlık zindanlarına kadar, kalenin derinliklerindeki gizemi aralıyoruz.

Gecenin sessizliğinde, Harput'un o serin rüzgrı sanki odamıza kadar süzüldü. Madem gazeller bitti, şimdi o gazellerin yankılandığı taş duvarlara, Elazığ'ın gökyüzüne en yakın noktasına, yani Harput Kalesi'ne tırmanıyoruz. Ama bu sefer turistik bir gezi değil; harcında süt, temelinde ise gizemli dehlizler yatan o 'Süt Kalesi' efsanesine kulak vereceğiz.

Harput Kalesi'ne (Süt Kalesi) dışarıdan baktığınızda, Urartular'dan bugüne dimdik ayakta duran bir dev görürsünüz. Ama bu devin asıl hikyesi, o devasa taş blokların arasındaki harçta ve yerin kat kat altındaki dehlizlerde saklı. Rivayete göre, kale inşa edilirken bölgede yaşanan büyük kuraklık nedeniyle su bulunamaz; dönemin hükümdarı ferman çıkarır ve kalenin harcı o yıl bol olan sütle karılır. İşte 'Süt Kalesi' adı da, bu sadakat ve imkansızlıklar içinden doğan efsaneden gelir.

Karanlığın Sesi: Yer Altındaki Tarih

Kalenin en ürpertici ve bir o kadar da merak uyandıran kısmı ise zindanlarıdır. Artuklular döneminde hapishane olarak kullanılan bu derin boşluklar, sadece birer taş oda değil; içerisinde hala yankılanan yaşanmışlıkların izidir. Yerel tarih araştırmacılarının notlarında, bu zindanların bazılarının o kadar derin olduğu ve yer altı tünelleriyle dışarıya bağlandığı söylenir.

Fırat Üniversitesi Tarih Bölümü akademisyenlerinin yaptığı yüzey araştırmalarında, kaledeki gizli geçitlerin stratejik bir savunma dehası olduğu vurgulanır. Kuşatma anında kaleden gizlice çıkıp erzak getirmek veya düşmanı arkadan vurmak için kullanılan bu dehlizler, bugün hala tam olarak keşfedilmeyi bekleyen bir labirent gibi Harput'un altında uzanıyor.

Belek Gazi'nin Mirası ve Dik Duruş

Kalenin girişinde sizi karşılayan Belek Gazi heykeli, sadece bir komutanın değil, bir şehrin karakterinin de temsilidir. Haçlı kralını bu kalenin zindanlarında esir tutan irade, Harput'un o dik ve tavizsiz duruşunun kaynağıdır.

Yerel yazar Naci Onur'un kaleme aldığı Harput yazılarında belirttiği gibi; 'Kale, Harput'un bedenidir; zindanlar ise o bedenin saklı hafızası.' Bugün kalenin restorasyon çalışmalarıyla gün yüzüne çıkan her taş, bu hafızayı tazeliyor. Özellikle gece ışıklandırmasıyla Elazığ ovasını selamlayan kale, şehrin her noktasından görülebilen bir 'gece nöbetçisi' gibi duruyor.

Bakmadan Geçme