Elazığspor'un en acı mağlubiyeti ve işte o sezon yaşananlar
Elazığspor tarihinin tozlu raflarını karıştırdığınızda, karşınıza sadece bir maç değil, koca bir şehrin hayallerinin yıkıldığı o meşhur 2003-2004 sezonu çıkar. 'Gakgoşlar' için Süper Lig'e veda edilen o yıl, aslında bir futbol trajedisinin kronolojisidir.
Elazığspor için bazı yenilgiler vardır ki sadece skor tabelasında kalmaz, taraftarın hafızasında bir sızı gibi yer eder. 2003-2004 sezonunun son haftalarına girilirken, aslında her şey umut dolu başlamıştı. Ancak o sezonun finali, Elazığ Atatürk Stadyumu'nun betonlarına hüzün olarak kazındı.
O Sezonun Ruhu: Büyük Umutlar, Büyük Hayal Kırıklıkları
Sezona iddialı giren Bordo-Beyazlılar, kadrosunda önemli isimleri barındırıyordu. Ancak yönetimsel istikrarsızlıklar ve teknik direktör değişiklikleri, takımın kimyasını bozmaya başlamıştı. Yerel spor yazarı merhum Mehmet Topal'ın o dönemki köşe yazılarına baktığımızda, 'Takımın ruhu var ama disiplini sahada bulamıyoruz' feryadını görürüz. Şehir, Süper Lig'de kalmanın Elazığ'ın vizyonu için ne kadar kritik olduğunu biliyordu; ancak saha sonuçları bu bilinçle paralel gitmiyordu.
Kırılma Noktası: Beşiktaş ve Galatasaray Maçlarındaki İllüzyon
Aslında o sezon Elazığspor için 'acı' olan tek bir maçtan ziyade, umudun taze tutulup son anda kaybedilmesidir. Sezon içerisinde Galatasaray ile 2-2 berabere kalınan maçta stadı dolduran binlerce kişi, 'Biz bu ligin kalıcı takımıyız' diyordu. Ancak savunmadaki bireysel hatalar, tıpkı Dr. Murat Erdoğan'ın Spor ve Kent Kimliği: Elazığ Örneği üzerine yaptığı akademik çalışmada vurguladığı gibi, 'kurumsal aidiyetin profesyonel performansla birleşememesi' sonucu puan kayıplarını getirdi.
En Acı Final: 15 Mayıs 2004 - Akçaabat Sebatspor Maçı
Tarihler 15 Mayıs 2004'ü gösterdiğinde, Elazığspor kendi evinde Akçaabat Sebatspor'u ağırlıyordu. Ligde kalma umudu pamuk ipliğine bağlıydı. Maç başladığında tribünlerde iğne atsan yere düşmeyecek bir atmosfer vardı. Ancak maçın ilerleyen dakikalarında gelen goller, stadyumu adeta bir cenaze evine çevirdi.
Maçın 3-0 gibi net bir skorla kaybedilmesi, sadece üç puanın değil, Süper Lig biletinin de elden uçup gitmesi demekti. Maç bittiğinde futbolcular orta sahada yere yığılmış, tribünler ise öfke ile karışık bir vakur hüzne bürünmüştü. O gün stadyumdan çıkan binlerce kişi, Elazığspor'un uzun bir süre bu seviyeye dönemeyeceğini hissetmişti.
Taraftarın Tepkisi ve 'Gakgoş' Vakarı
O akşam Elazığ sokaklarında ne taşkınlık ne de kavga vardı; sadece derin bir sessizlik hakimdi. Vali Fahri Bey Caddesi'nde boynu bükük yürüyen taraftarların hüznü, yerel gazetelerin ertesi günkü manşetlerine 'Güle Güle Süper Lig' olarak yansıdı. O sezon yaşananlar, Elazığspor'un mali disiplini ve kadro mühendisliğini yeniden sorguladığı bir milat oldu.