7'den 77'ye herkesi vuruyor: İşte depresyon hakkında doğru bilinen yanlışlar
Fırat Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevda Korkmaz, toplumun genelini ilgilendiren depresyon verilerini paylaştı. Korkmaz, kadınların erkeklere oranla iki kat daha fazla risk altında olduğunu belirterek, hastalığın 'sadece bir mutsuzluk hali' olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sevda Korkmaz, günümüzün en yaygın ruhsal problemlerinden biri olan depresyona dair önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'de ve dünyada görülme sıklığı yüzde 8 ile 10 arasında değişen bu hastalığın, bölgeden bölgeye farklılık gösterdiğini ifade eden Korkmaz, meselenin ciddiyetine dikkat çekti.
Depresyonu, geçici bir keyifsizlikten ayıran net çizgiler olduğunu hatırlatan Korkmaz, belirtileri şu şekilde özetledi:
'Depresyon; sadece üzgün hissetmek değildir. Keyifsizlik, hayattan zevk alamama, motivasyon kaybı, değersizlik ve suçluluk duyguları ile karamsarlığın eşlik ettiği klinik bir tablodur. Hatta bu süreç ölüm ve intihar düşüncelerine kadar uzanabilen ciddi bir ruhsal hastalıktır.'
Kadınlarda Risk Neden Daha Yüksek?
İstatistiksel verilere dayanan araştırmalar, depresyonun cinsiyetler arasındaki dağılımında ciddi bir uçurum olduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Korkmaz'ın paylaştığı verilere göre, kadınlar erkeklere kıyasla 1,5 ile 2 kat daha fazla depresyon riski taşıyor. Yaşam boyu bakıldığında her 10 erkekten biri bu hastalıkla tanışırken, kadınlarda bu oran her 5 kişide bire kadar düşüyor.
Hastalığın genellikle hayatın en aktif dönemi olan 30'lu ve 40'lı yaşlarda kapıyı çaldığını belirten Korkmaz, yine de tedbirin elden bırakılmaması gerektiğini söyledi. 'Depresyon 7'den 77'ye her yaş grubunda ortaya çıkabiliyor' diyen uzman, erken teşhisin hayat kurtarıcı olduğunu hatırlattı.
Tetikleyici Faktörlere Dikkat!
Hastalığın ortaya çıkışında tek bir neden aramaktan ziyade, bir dizi risk faktörünün birleşimi etkili oluyor. Korkmaz, özellikle erken yaşta ebeveyn kaybı, işsizlik, boşanma, sosyoekonomik zorluklar ve yoğun stresin bu süreci hızlandırdığını belirtti.
Ayrıca çocukluk çağı travmaları, madde kullanımı ve hormonal değişiklikler de risk listesinin başında yer alıyor. Bazı tıbbi hastalıkların ve kullanılan ilaçların da depresyonu tetikleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Sevda Korkmaz, belirtilerin fark edildiği anda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğinin altını çizdi.