Öyküler ses oldu, Elazığ'da fidana dönüştü: 10 yazar yarınlar için okudu
14 Şubat Dünya Öykü Günü, bu yıl edebiyat dünyasında alışılmışın dışında bir yankı uyandırdı. Türk edebiyatının 10 güçlü kalemi, öykülerini bu kez Elazığ'da yükselecek bir hatıra ormanı için seslendirdi. Projenin geliri, şehrimizin topraklarında yeşerecek fidanlara hayat verecek.
Son Ümit edebiyat dergisinin öncülüğünde hayata geçirilen proje, dijital dünyayı doğayla buluşturan anlamlı bir köprü kurdu. Yayın yönetmenliğini Burak Çakır’ın, müzik direktörlüğünü ise Mert Dizdar’ın üstlendiği çalışma kapsamında, 10 yazar stüdyoya girerek kendi metinlerini seslendirdi. Hazırlık süreci aylar süren çalışmanın ilk somut adımı ise projenin kalbinin atacağı yere, yani Elazığ’a 23 sembolik fidan bağışlanarak atıldı.
Edebiyatın Ustaları Bu Kez Sesleriyle Sahnede
Modern Türk öykücülüğünün tanınmış isimleri Abdullah Ataşçı, Ayten Kaya Görgün, Burak Çakır, Cabir Özyıldız, Ethem Baran, Fadime Uslu, Hüseyin Kılıç, Kadir Aydemir, Öznur Unat ve Zabel Yılmaz bu özel arşivde buluştu. Yazarlar, sadece metinlerini okumakla kalmadı; satır aralarına kendi vurgularını ve nefeslerini de katarak dinleyiciye farklı bir deneyim sundu. Ortaya çıkan bu koleksiyon, dijital platformlarda yayına girer girmez edebiyatseverlerden büyük ilgi gördü.
Projenin Elazığ ayağında ise heyecan şimdiden başlamış durumda. Şehirdeki kitapseverlerden Mehmet Ali Ş., projenin manevi değerine dikkat çekerek şunları söyledi: "Eskiden sadece kitaplarını okuduğumuz yazarları şimdi kulaklığımızda duyabiliyoruz. Üstelik bu seslerin memleketimizde bir ormana dönüşeceğini bilmek, her bir dinlemeyi daha kıymetli kılıyor. Elazığ’ın plakası olan 23 rakamıyla yapılan ilk bağış da bizler için ince bir düşünce."
Bir Hatıra Ormanından Daha Fazlası
Yalnızca bir sesli kitap projesi olmanın ötesine geçen çalışma, Elazığ’ın doğasına kalıcı bir miras bırakmayı hedefliyor. Elde edilecek her kuruşun fidan bağışına yönlendirileceği projede, oluşturulacak hatıra ormanıyla yazarların isimleri toprağa kök salacak. Yayın yönetmeni Burak Çakır, edebiyatın iyileştirici gücüne inandıklarını belirterek, çalışmanın hem bir arşiv hem de yarınlara nefes olacak bir doğa projesi olduğunu vurguladı.

