Öküzgözü'nün sessiz çığlığı: Elazığ'ın siyah incisi yok mu oluyor?

Elazığ'ın bereketli topraklarında, binlerce yıldır güneşin tadını saklayan o meşhur iri taneli, koyu renkli Öküzgözü üzümü, bugünlerde zorlu bir sınav veriyor. Coğrafi işaretle tescillenen bu milli gururumuz, iklim krizinden ekonomik maliyetlere kadar pek çok sorunla boğuşurken bağcılarımızın 'Ata mirası ölmesin' feryadı, aslında şehrin tarımsal geleceğine dair bir uyarı niteliği taşıyor.

Haberin Özeti

  • Elazığ'ın coğrafi işaretli Öküzgözü üzümü, iklim krizi, yüksek girdi maliyetleri ve azalan tarımsal ilgi nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
  • Tarım İl Müdürlüğü raporlarına göre, ilaç ve gübre maliyetlerindeki artış küçük işletmeleri zorlarken, düzensiz yağışlar ve erken donlar üretimi olumsuz etkiliyor.
  • Öküzgözü'nün sadece sanayi ürünü olarak görülmesi genetik çeşitliliği tehdit ederken, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası gençlerin bağcılıktan uzaklaştığını belirtiyor.
  • DAKA'nın önerileriyle markalaşma, bağ turizmi ve kooperatifleşme gibi modellerle Öküzgözü'nün prestij ürünü olarak pazarlanması çözüm olarak sunuluyor.

Aydıncık’tan Kıvış’a kadar uzanan o uçsuz buçaksız bağ yollarında bugünlerde buruk bir sessizlik var. Elazığ denince akla gelen ilk şey olan Öküzgözü, sadece bir meyve değil; bu şehrin kimliği, düğünündeki bereketi, kışlık orciki ve pekmezidir. Ancak son yıllarda bağlara girdiğinizde çiftçinin yüzündeki çizgilerin derinleştiğini görüyorsunuz. Girdi maliyetlerinin bel bükmesi bir yana, asıl korku bu eşsiz türün yavaş yavaş sahadan çekilme riskidir.

Öküzgözü'nün sessiz çığlığı: Elazığ'ın siyah incisi yok mu oluyor?

Bağcının Omzundaki Yük: Maliyetler ve İklim

Öküzgözü yetiştirmek, dışarıdan bakıldığında sadece bir hasat meselesi gibi görünebilir; ama bu üzümün nazı başkadır. Elazığ Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün son raporlarına göre, özellikle ilaçlama ve gübreleme maliyetlerindeki artış, butik üretim yapan küçük aile işletmelerini köşeye sıkıştırmış durumda. Buna bir de iklim değişikliğinin getirdiği düzensiz yağışlar ve erken don olayları eklenince, bağcılık adeta "yazı-tura" oyununa dönüştü. Fırat Üniversitesi’nin bağcılık üzerine yaptığı akademik çalışmalarda da vurgulandığı gibi; Elazığ’ın o kendine has mikrokliması bozuldukça, Öküzgözü’nün o karakteristik aroması ve asidite dengesi de tehdit altına giriyor.

Öküzgözü'nün sessiz çığlığı: Elazığ'ın siyah incisi yok mu oluyor?

"Eskiden Bağlar Şenlik Yeriydi"

Çarşı merkezindeki kahvehanelerde eski bağcılarla oturduğunuzda, o eski günlerin özlemini duyarsınız. Yerel köşe yazarlarımızın sıkça dile getirdiği "Bağ Bozumu Şenlikleri"nin o eski coşkusu, yerini ürününü kime ve kaça satacağını düşünen endişeli üreticilere bırakmış. Uzmanlar uyarıyor: Eğer Öküzgözü sadece sanayi ürünü olarak görülüp, sofralık ve yerel üretim kanalları desteklenmezse; bu türün genetik çeşitliliği ciddi bir darboğaza girecek. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Elazığ Şubesi’nin analizleri, gençlerin bağcılıktan uzaklaşmasının da bu tehlikeyi körüklediğini acı bir şekilde ortaya koyuyor.

Öküzgözü'nün sessiz çığlığı: Elazığ'ın siyah incisi yok mu oluyor?

Gelecek İçin Bir Çıkış Yolu Var mı?

Aslında çözüm imkansız değil. Elazığ’ın Öküzgözü’nü kurtarması için "markalaşma" ve "bağ turizmi" (enotrizm) gibi yeni nesil modelleri hayata geçirmesi şart. Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (DAKA) Tarımsal Kalkınma Dosyası’nda belirtildiği üzere; yerel üreticinin kooperatif çatısı altında birleşmesi ve Öküzgözü’nün sadece bir ham madde değil, "prestij ürünü" olarak pazarlanması gerekiyor. Şehrin bu siyah incisini korumak, sadece tarımsal bir görev değil, gelecek nesillere olan borcumuzdur.

Öküzgözü'nün sessiz çığlığı: Elazığ'ın siyah incisi yok mu oluyor?