İletişim Fakültesi'nde 'Şiddete Hayır' sesleri: Gençlere farkındalık aşısı
Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesinde 'Gençlere Yönelik Şiddet Farkındalık' programı gerçekleştirildi. 'Aile ve Nüfus On Yılı' vizyonu kapsamında düzenlenen etkinlikte, şiddetin farklı boyutları ele alınarak hukuki ve kurumsal destek mekanizmaları hakkında bilgilendirme yapıldı.
Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi AMFİ Salonu’nda gerçekleştirilen program; Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Elazığ Barosu ve Fırat Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (FÜKÇAM) iş birliğinde düzenlendi.
Programa; İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kenan Demirci, FÜKÇAM Müdürü Prof. Dr. Bahar Demirel, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi’nden (ŞÖNİM) Uzman Öğretmen Dilek Akbulut, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Uzman Eğitimcisi Fethiye Sesveren, Elazığ Barosu’dan Avukat Şeyma Karaman, öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı.
Prof. Dr. Demirci: “Şiddet asla iletişim dili olarak kabul edilemez”
Programın açılış konuşmasını yapan İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kenan Demirci, şiddetin hangi biçimde olursa olsun asla bir iletişim dili olarak kabul edilemeyeceğini vurgulayarak; iletişimin dinleme, anlama ve karşılıklı saygı temelinde yükselen bir süreç olduğunu belirtti. Fiziksel ya da sembolik her türlü şiddetin bu süreci zedelediğini ve toplumsal yapıyı olumsuz etkilediğini kaydeden Prof. Dr. Demirci, kültürel değerlerin şiddeti değil, şefkat ve merhameti esas alan bir anlayışı öncelediğini dile getirdi. İçinde bulunulan Ramazan ayının da bu değerleri güçlendirmek adına önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Konuşmasının sonunda başta Prof. Dr. Bahar Demirel olmak üzere programa katkı sunan tüm kurum ve paydaşlara teşekkür eden Prof. Dr. Demirci, seminerin toplumsal farkındalığın artmasına katkı sağlamasını temenni etti.
Şiddetin çok boyutlu yapısına dikkat çekildi
Programda konuşan Fırat Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (FÜKÇAM) Müdürü Prof. Dr. Bahar Demirel, üniversitelerin yalnızca mesleki donanım kazandıran kurumlar olmadığını, aynı zamanda bilinçli bireyler yetiştirme sorumluluğu taşıdığını ifade etti. Prof. Dr. Demirel, şiddetin hiçbir koşulda normalleştirilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Ardından söz alan Uzman Eğitimci Fethiye Sesveren, şiddet kavramı ve şiddetin farklı türleri hakkında kapsamlı bir bilgilendirme gerçekleştirdi. Sesveren; fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddetin yanı sıra özellikle gençler arasında yaygınlaşan flört şiddeti ve dijital ortamlarda karşılaşılan siber şiddet konularına dikkat çekti. Şiddetin yalnızca fiziksel boyutla sınırlı olmadığını vurgulayan Sesveren, erken farkındalığın ve bilinçlenmenin önleyici rolüne işaret etti. Sesveren ayrıca şiddet riski barındıran durumlar için başvurulabilecek mekanizmalar hakkında bilgi verdi.
Uzman Öğretmen Dilek Akbulut ise şiddetin döngüsel yapısına (gerilim, şiddet ve uzlaşma evreleri) dikkat çekerek, özellikle gençler arasında yaygınlaşan flört şiddeti ile dijital ortamlarda karşılaşılan siber şiddet konusunda bilinçli olunması gerektiğini vurguladı. Akbulut ayrıca, şiddetle mücadelede kullanılan teknolojik ve kurumsal destek mekanizmaları hakkında bilgi vererek Kadın Destek Uygulaması (KADES), ALO 183 Sosyal Destek Hattı ve riskli durumlarda uygulanan elektronik kelepçe sistemi hakkında açıklamalarda bulundu. Aynı zamanda “Beyaz Ev” Aile Danışmanlık Merkezi tarafından sunulan ücretsiz psikolojik destek ve terapi hizmetlerini de katılımcılarla paylaştı.
Hukuki haklar ve yasal koruma mekanizmaları anlatıldı
Elazığ Barosu’ndan Avukat Şeyma Karaman da 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” kapsamında sağlanan haklara değindi. Karaman, “Mağdurun beyanı esastır” ilkesini hatırlatarak uzaklaştırma kararı, zorlama hapsi ve diğer koruyucu-önleyici tedbirler hakkında katılımcılara bilgi verdi.
Program, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi. Yetkililer, şiddetle mücadelede en önemli adımın bilinçlenme ve doğru başvuru mekanizmalarını bilmek olduğunu vurgulayarak, benzer farkındalık çalışmalarının sürdürüleceğini ifade etti.




