Elazığ'da Bir Nijeryalı Gakgo!

Nijerya’dan İlimize okumak için gelen ve İlimizde öğrencilik dışında İngilizce öğretmenliği de yapan Suleimani Abdullahi tam bir Elazığlı. Elazığspor taraftarı olan, içli köfteye bayılan ve Elazığ insanının son derece iyi olduğunu söyleyen Abdullahi, kendisinin de bir Gakgoş olduğunu belirtiyor. Abdullahi, bizlerin neden yabancı dil konuşmakta sıkıntı yaşadığını aktararak, yabancı dil öğrenmeye çalışanlara da son derece faydalı ipuçları verdi.

Elazığ'da Bir Nijeryalı Gakgo!

Nijerya’dan İlimize okumak için gelen ve burada öğrenciliğinin yanı sıra İngilizce öğretmenliği yaprak yaşamını idame ettiren Nijeryalı Suleimani Abdullahi ile son derece keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Suleiman Abdullahi ile Elazığ’ı ve Elazığlıları konuştuk. Ayrıca  Abdullahi, İngilizcenin okullarımızda öğretilmesine rağmen neden İngilizceyi konuşmakta ciddi sıkıntılar yaşadığımızı da değerlendirdi. Son derece keyifli ve yabancı bir dili konuşmak isteyenler için içerisinde son derece faydalı bilgiler bulacağınız röportajımızın detayları şu şekilde…

Öncelikle Suleiman Abdullahi kimdir? Okurlarımızın sizi tanıması için kendinizden biraz bahseder misiniz?

Nijerya’da dünyaya geldim. Adım Suleiman’ı Abdullahi. Okumak amaçlı Türkiye’ye geldim.  Ailem kalabalık ve büyük bir aile. Bizler 10 kardeşiz ama bir abim vefat etti. Babam emekli annem ise emekli olsa da anaokulunda öğretmenlik yapmaya devam ediyor. 6 kardeş olarak bizler üniversite okumaya devam ediyoruz. Bir dönem Ankara’da yani başkentinizde kaldım. Fırat Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümünü kazanınca yolum Elazığ’a düştü. Müziği ve sporu çok seviyorum. Özellikle türküleriniz çok güzel.

Elazığ’a okumak için geldiğinizi belirttiniz. Peki kaç yıldır Elazığ’dasınız?

2011’den beri Elazığ’dayım. Geldiğimde Türkçe hiç bilmiyordum. Türkçe hazırlıklar yaptım.  Hem Türkçe’yi hem de şiveyi öğrendim. Dilini bilmediğiniz bir ülkede yazılım mühendisliği gibi bir bölümde öğrencilik yapıyor olmak zor.  Ama ben zoru seviyorum.  Mühendislik gibi bir alanda eğitim almak gereçten zor birde hem başka bir dil öğrenip, bilmediğim bir dili de öğrendim. Gerçekten Türkçe zor bir dil. Ama tüm yaptığım işleri severek yapıyorum. Zor durumda çabalayarak başarmak beni daha fazla mutlu ediyor.

Uzun bir süre olmuş Elazığ’a geleli peki Elazığ’ı ve Elazığlıları nasıl buldunuz?

‘ELAZIĞ’DA İNSANLIK ÇOK HOŞ VE BENDE BİR GAKGOŞUM’

İlk geldiğimde Ankara’da kaldım. Ankara’da çok fazla yabancı vardı. Ankara’da Elazığ Fırat Üniversitesi’ni kazandınız denildiğinde;  Elazığ’ın adını bile duymamıştım.  Elazığ’ın nasıl yazıldığını sordum ve bir araştırma yaptım internetten. Ama Elazığ’da yabancı olmamasına rağmen Elazığlılar çok misafirperver. Burası evimmiş gibi yaşıyorum. Yani bende bir Gakgoşum. İnsanları son derece iyi.  Elazığ’ı şehir olarak değerlendirecek olursam, küçük bir şehir.  Aktiviteler çok az ama insanlık çok hoş benim içinde önemli olan buydu. Sonuçta buraya hayırlı olsun İnşallah diyerek gelmiştim.

Türkçe’nin zor bir dil olduğunu belirtseniz de Türkçe’niz son derece güzel. Ülkemizde ilkokuldan itibaren İngilizce dersleri verilmesine rağmen bizler İngilizce konuşmakta çok zorlanıyoruz. Bunun  sebebi nedir?

‘ÖNCE KONUŞMA SONRA GRAMER VERİLMELİ’

Türkiye’de yaşamanın etkisiyle ben haliyle daha çabuk Türkçe öğrendim. Bizde resmi dil  İngilizce olduğu için, İngilizceyi de çabuk öğrendik. Küçükken konuşmayı öğrenip, sonradan gramer veriyorlardı. Bu nedenle rahat konuşuyoruz. Oysa sizde hep gramer hep gramer veriliyor. Bunun için grameri biliyor olsanız da dili öğrenemiyorsunuz. Konuşma konusunda çok zorlanıyorsunuz.

Nijerya denilince çok uzak bir yer. Yakın olmadığımız için haliyle bambaşka kültürlere sahibiz. Peki kültürlerimiz arasında az da olsa bir yakınlık var mı?

‘İSLAM DİNİNDEN KAYNAKLI KÜLTÜREL YAKINLIKLARIMIZ VAR’

İslam dini hakim olduğu için bazı konularda dinden kaynaklı kültür birlikteliğimiz var. Ama onun dışında kültürlerimiz çok farklı. Özellikle yemek konusunda bambaşka kültürlerimiz var. Özellikle damak tadı konusunda bir hayli zorlandım. Ama sonunda alıştım. Bir de burada genelde ince yüzüğü evliler takıyor. Bizler ise sevdiğimiz için takıyoruz. Birçok kişi benim bu aile hatırası yüzüğümü evlilik yüzüğü zannediyor. Yani böyle şeylerle de karşılaşıyoruz. Sürekli evli olup olmadığım soruluyor ve sonunda ama yüzük var denilmekte…

Yemeği sevdiğinizi anladık. Peki Elazığ’ın en çok hangi yemeğini seviyorsunuz?

İçli köfteniz müthiş. Sabah akşam yiyebilirim. Birde sarmanızı çok seviyorum. Birde orciğiniz çok güzel.

Bu arada futbola ilginiz olduğunu belirttiniz. Peki Elazığspor’u nasıl buluyorsunuz desek neler söylersiniz?

‘ELAZIĞSPOR 1. LİGE ÇIKMALI’

Elazığspor taraftarıyım. Bir ara deplasman maçlarına bile gidiyordum. Elazığspor’u da seviyorum. 1. lige çıkarsa çok güzel olur. Bu yıl yeni transferlerin durumunu pek bilmiyorum. İnşallah çok güzel olur. Malatya 1. lige çıkmışken, biz niye çıkmayalım.

Farklı bir dil öğrenmek isteyenler için çeşitli önerilerde bulunur musun?

‘DİLİ ÖĞRENMEDEN ÖNCE ÖĞRENECEĞİNİZ DİLİ SEVİN’

Bir dili öğrenmeden önce, lütfen o dili sevin. Türkiye’ye ilk geldiğimde dili hiç öğrenemeyeceğimi zannetmiştim.  Hatta babama ben bu dili galiba öğrenemeyeceğim dedim. Bunun üzerine babam bana; “Önce insanlarını sev, şehri sev sonrasında dili de severek öğrenirsin’ dedi. Bu önerinin üzerine ben gerçekten Türkçe’yi öğrenebildim. Bunun için dil öğrenmek isteyenler lütfen öncelikle öğrenmek istedikleri dili sevsinler. Eğlenerek yaparlarsa daha kolay öğrenirler. Birde muhakkak çaba sarf etsinler.

Siz dilinizi öğrendiğiniz ülkede yaşama fırsatı yakaladınız. Herkes bu fırsatı yakalayamıyor. Onlar nasıl bir gayret göstermeli dil öğrenmek için buna da biraz açıklık getirir misiniz?

Zaman, sabır ve emek vereceksin. Her gün üzerine düşeceksiniz. Sonuçta yeni bir dil öğreniyorsunuz. Bunlar olmadan olmaz. Sadece bir hafta çalışarak bir dili hadi öğrendim diyemezsiniz.  O dile dair müzikler dinleyin diziler ve filmler izleyin. İngilizce gazeteleri takip edin.

Klasik bir soru sormadan röportajımızı da bitirmek istemiyorum. Elazığ denildiğinde aklınıza gelen ilk üç şey nedir?

Elazığ denilince aklıma gelen ilk üç şey şu;  sevimli, komik ve yardımseverlik.

Elazığ’ı çok sevdiğinizi hatta Gakgoş olduğunuzu belirttiniz. Peki ileride okul bitiminden sonra Elazığ’da yaşamak ister misiniz?

Öyle bir düşüncem var.  İnsanlara alıştım ve sevdim. Tabi ki neden olmasın.  O da planın içinde; ama her şeyin hayırlısını istiyorum.

Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Elazığ insanı çok iyi.  Elazığ bu nedenle yaşanabilir bir kent. Birde dil öğrenmek isteyenler, azimli ve sabırlı olmalılar. Çabalamadan hiçbir şey olmaz. Sevdiğiniz ve ulaşmak istediğiniz hedefler için lütfen çalışmayı ihmal etmeyin.

Röportaj: Kübra TÜRKAN

Elazığ Fırat Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER