Elazığ'ın kayıp lezzeti: İşte kara çaydanlıkta pişen o efsane çay
Hazar Gölü'nün kıyısında, Hazarbaba'nın eteklerinde ya da Harput'un serin bir kayalığında nerede olursanız olun Elazığlı için huzurun sesi, odun ateşinde harlanan o kara çaydanlığın 'fıkırdamasıdır'. Şimdilerde mutfaklarımızı süsleyen elektrikli makineler her ne kadar hızı vadetse de, közün üzerinde islenmiş o eski çaydanlığın verdiği tadı ve samimiyeti hiçbir teknoloji ikame edemiyor.
Elazığ’ın piknik kültürü, sadece bir yeme-içme meselesi değil, aslında bir sosyalleşme ayinidir. Şehrin yerlisi bilir ki; bir pikniğin başarısı, etin lezzetinden ziyade o semaverin ya da kara çaydanlığın ne kadar iyi demlendiğiyle ölçülür. Dışı is karası, içi ise şifa kaynağı kabul edilen bu çaydanlıklar, son yıllarda yerini plastik saplı modern araçlara bıraksa da, o is kokulu çayın hayali hâlâ birçoğumuzun burnunda tütüyor.
Neden "Kara" Çaydanlık Daha Lezzetli?
Peki, nedir bu "kara" çaydanlığın sırrı? Gurmeler ve yerel mutfak araştırmacıları bu farkı "yavaşlık" ve "is" faktörüyle açıklıyor. Ateşin doğrudan metal ile değil, dışarıdaki o ince is tabakasıyla buluşması, suyun daha dengeli ısınmasını sağlıyor. Fırat Üniversitesi’ndeki gıda kültürü üzerine yapılan bazı etnobotanik incelemelerde, odun ateşinin dumanındaki aromatik bileşenlerin çay suyuyla olan dolaylı etkileşiminin, tat duyularını daha fazla uyardığına dair görüşler mevcut. Yerel köşe yazarlarımızın o meşhur "közde çay" güzellemelerinde de belirtildiği gibi; "Çay, ateşin sabrını içer."
Geleneğin Sessiz Vedası ve Sosyal Hafıza
Maalesef, bu gelenek şimdilerde sadece "özel hafta sonu etkinliklerine" sıkışmış durumda. Eskiden mahalle aralarında yanan semaverler ve her evin kilerinde duran o isli çaydanlıklar, yerini daha steril ama ruhsuz bir çay keyfine bıraktı. Sosyologların "mekân ve insan" üzerine yaptığı saha çalışmalarında, ortak bir ateş etrafında toplanıp o çaydanlığın dolmasını beklemenin, toplumdaki sabır ve paylaşma duygusunu beslediği vurgulanıyor. Bir çaydanlık çay, aslında bir mahallenin sohbeti demekti. Modernleşme hızı, bizi o demlenme süresindeki kıymetli bekleyişten kopardı.
Gelecek Nesillere Miras: "İs Kokulu Sohbetler"
Şehrin kültür insanlarıyla konuştuğunuzda tek bir temennileri var: "Gençler o tadı unutmasın." Belki her gün odun ateşi yakmak imkânsız ama Elazığ’ın o kadim misafirperverliğini yaşatmak için o kara çaydanlığı senede birkaç kez de olsa raftan indirmek gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Somut Olmayan Kültürel Miras envanterine de göz kırpan bu demlenme usulü, Elazığ’ın markalaşan gastronomisinin en samimi parçasıdır.


