Elazığ'da çocuk özlemi çeken çiftlere uzman uyarısı
Fırat Üniversitesi Hastanesi'nden Prof. Dr. Remzi Atılgan, bölgede son yıllarda artış gösteren kısırlık vakalarına dikkat çekerek ezber bozan açıklamalarda bulundu. Kısırlığın sadece kadınlara ait bir sorun olduğu algısını eleştiren Atılgan, modern hayatın getirdiği stres ve yanlış beslenmenin çocuk sahibi olmayı zorlaştırdığını vurguladı.
Doğu Anadolu’nun sağlık üssü konumundaki Elazığ’da, çocuk sahibi olamama şikâyetiyle hastane koridorlarını aşındıran çiftlerin sayısı her geçen gün artıyor. Uzmanlar, tıbbi faktörlerin yanı sıra Elazığ’ın mutfak kültüründen günlük alışkanlıklara kadar pek çok etkenin infertilite (kısırlık) üzerinde belirleyici rol oynadığını ifade ediyor.
Fırat Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Remzi Atılgan, kısırlığı "düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen bir yıl boyunca gebelik oluşmaması" olarak tanımlıyor. Ancak yaş ilerledikçe bu sürenin daraldığına dikkat çeken Atılgan, 35 yaş üzerindeki kadınlarda 6 ay, 40 yaş üstünde ise hiç vakit kaybetmeden uzman kapısının çalınması gerektiğini hatırlatıyor.
"Kısırlık Sadece Kadının Omzuna Yüklenemez"
Toplumdaki en büyük yanılgılardan birinin kısırlığı sadece kadın kaynağına bağlamak olduğunu belirten Prof. Dr. Atılgan, rakamlarla gerçeği ortaya koydu. Vakaların yüzde 40’ının kadın, yüzde 40’ının ise erkek kaynaklı olduğunu ifade eden Atılgan, geri kalan yüzde 20’lik dilimde her iki tarafa bağlı ya da nedeni açıklanamayan faktörlerin rol oynadığını söyledi.
Erkeklerde sperm sayısındaki düşüş veya yapısal sorunların, kadınlarda ise özellikle tüplerdeki tıkanıklıkların doğrudan tüp bebek tedavisini gündeme getirdiğini belirten Atılgan, "Tanıların yaklaşık dörtte biri yumurtlama bozukluklarından, özellikle de polikistik over sendromundan kaynaklanıyor. Tedaviye genellikle ilaçla başlıyoruz ancak sonuç alamazsak aşılama ve tüp bebek yöntemlerine geçiyoruz" dedi.
Elazığ’ın Sofrası ve Yaşam Ritmi Üreme Sağlığını Etkiliyor
İşin tıbbi boyutu kadar yaşam tarzı da süreci doğrudan etkiliyor. Elazığ’ın zengin ama bazen ağır olabilen mutfak kültürü, beraberinde gelen aşırı kilo ve obezite gibi sorunlar doğurganlığı baltalıyor. Dr. Atılgan; yoğun stres, sigara kullanımı, alkol ve aşırı kafein tüketiminin kısırlık riskini ciddi oranda artırdığı uyarısında bulundu.
Sadece fiziksel değil, sistemik hastalıkların da bu tabloda yeri büyük. Tiroit hastalıkları, hormon bozuklukları, böbreküstü bezi rahatsızlıkları ve hatta aşırı zayıflık ile ağır egzersiz temposu dahi yumurtlama düzenini bozabiliyor. Atılgan'a göre, erken teşhis ve doğru planlanan bir tedavi süreci, çiftlerin çocuk özlemini dindirmek için en kritik basamağı oluşturuyor.
Vatandaş Ne Diyor? "Eskiden Böyle Değildi"
Hastane randevusu bekleyen 58 yaşındaki Elazığlı bir vatandaş, çevrelerindeki durumu şöyle özetliyor:
"Bizim zamanımızda böyle çok hastane, doktor yoktu ama her evde 5-10 çocuk olurdu. Şimdi bakıyorum yeğenlerim, komşularım hep tedaviyle çocuk sahibi olmaya çalışıyor. Yediğimizden mi içtiğimizden mi, yoksa her şeyi kafaya takmaktan mı bilinmez ama her şey çok değişti."

