Elazığ Çantada Keklik Mi?

Seçim, seçim, seçim…
Her mevsimde, her sene seçim.
Referandum, Milletvekilliği, Cumhurbaşkanlığı ve Mahalli İdâreler…
Belediye Başkanlığı, İl Genel Meclisi, Belediye Meclisi, Muhtarlık seçimleri vb.
Çeşit, çeşit seçim.
Demokrasi, çoğunluk ve çoğulculuk prensipleri gereği olması gereken seçimler…
Zamanında yapılması yetmezmiş gibi, bir de “erken” yapılan seçimler?

Ve 335 Milyon Lirası AKP’ye olmak üzere 5 Partiye toplam 772.3 Milyon Lira tutarında hazine desteği!..
Üstelik, ekonomik kriz nedeniyle TBMM’de kahvenin yanında çikolata sunumunun bile kaldırıldığı ve sözde tasarruf tedbirlerinin uygulandığı ülkemizde kimsenin umurunda olmayan seçim giderleri?

***

Ülkede, futbol takımı tutar gibi dededen kalma alışkanlıkla siyasî parti tutan “taraftar” özellikli seçmenin; “Vur, kır, parçala, bu seçimi kazan!” anlayışıyla ayrışıp da kamplaştığı ortamda, birbirine düşman olan halk,seçim sarmalından kurtulamıyor bir türlü?..
Ülke genelinden Elazığ özeline varıncaya kadar toplumun sürekli şikâyetçi olduğu, ama demokratik teammüllere rağmen bir türlü önlenemeyen lider sultasına kimse karşı çıkamıyor?
Milletvekili adaylarını belirleyen halk ya da sözde temayül yoklamalarına rağmen kesinlikle parti teşkilâtları falan değil!
Şimdi yerel seçimler öncesinde de belediye başkan adaylarını belirleyen yine halk veya parti teşkilâtları filan değil!

Parti ayrımı yapmaksızın söylemeliyiz ki; Liderlerin iki dudağının arasında halkın kaderi!..
Öyle ya, milletin vekili olacak kişi ya da yerel sorunlarımızı çözecek ve halka hizmeti yönetecek kişiyi, halk değil de siyasî partilerin genel başkanları belirliyor, ne âlâka değil mi?
Ve biz, halk olarak bize dayatılan kişi veya kişileri seçmek zorundayız neticede?
Bu nasıl seçim ise?..
“Beğenmiyorsan oy vermezsin” diye karşı çıkanlar olabilir bu teze?

Olur mu hiç, futbol takımı tutar gibi dededen kalma alışkanlıkla siyasî parti tutan ve “taraftar” özellikli seçmen olan bizler, partimizden vazgeçebilir miyiz hiç?

Ama, oy kullandıktan sonra; “Efendim, elim kırılsaydı da keşke oy vermeseydim!” diyen de yine biz oluruz genelde!..
Oysa, “Oy vermeseydim” pişmanlığının hiçbir yararı olmaz, olmadı, bundan sonra da olmayacak halk olarak bize?
O nedenle de baştan düşünmeli, sorgulamalı, seçimimizi doğru yapmalıyız bence!

***

31 Mart 2019’da yapılacak Mahalli İdâreler Seçimleri’nde yerel sorunlarımızı çözecek ve halka hizmeti yönetecek kişiyi seçecek olan halk, aslında partiye değil, şahsa oy kullanmalı…
Fantezi sayılabilir ama, keşke partilere mensup adaylar değil de tamamen bağımsız adaylar katılsa yerel seçimlere?
Belediye başkanını mensubu olduğu partiye göre değil de liyakatını göz önüne alarak seçebilsek?
Hatta milletvekilleri de partili olmasalar?
Bakın görün o zaman memleketin makûs tâlihi nasıl değişiyor, millet; vekilini nasıl özene bezene titizlikle seçiyor?

Belediye başkanı parti yerine halkına güveniyor mu, güvenmiyor mu?
Daha da önemlisi halka hizmeti ön plâna alıyor mu, almıyor mu?

***

ELAZIĞ’DA NELER OLUYOR?

Her seçim öncesinde olduğu gibi “aday adayı” bolluğu yaşayan iktidar partisi, gerçekten seçilme şansı olanlar kadar, safını belli ederek “göze girme” düşüncesinde olanlarla, önce vitrinini, sonra da kasasını doldurdu!
Mücahit YANILMAZ’ın yerine Şahin ŞERİFOĞULLARI ile “yola devam” diyen Ak Parti’de farklı değerlendirmeler yapılıyor.
Diğer iller için de yaptığı genel uygulama gereği Şahin ŞERİFOĞULLARI’nı Elazığ Milletvekillerine emânet ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı ERDOĞAN’ın, bu kez de Elazığ’da umduğu sonucu alıp alamayacağı merâk konusu?
Milletvekilliği seçimlerinde ismini duyuran ama, listenin 5. sırası’nda yer almanın dezavantajını yaşayan Şahin ŞERİFOĞULLARI, seçmen üzerinde 24 Haziran’da kazandığı sempatiyi sürdürebilecek mi?
Spor Câmiasının yakından tanıdığı ve bildiği Şahin ŞERİFOĞULLARI’nın en büyük referansı elbette geçmişte İl Başkanlığı da yapmış olan partili baba Ali ŞERİFOĞULLARI…
Merkez adaylığı ve Palu faktörü, kim ne derse desin iktidar partisinin şu ân için dile getirilen en büyük sıkıntısı durumunda?

***

MHP’de neredeyse 2014 Mahalli İdâreler Seçimi’nden bugüne bıkıp usanmadan çalışan ve 5 yıl sonra 2. kez aday olmayı başaran Prof. Dr. Bilâl ÇOBAN’ın, önceki seçimlerde bireysel tercihlerle topladığı oy oranının fazlalığı, 31 Mart’ta iktidar partisini aşacak sayıya ulaşabilecek mi?
Şahin ŞERİFOĞULLARI ile Bilâl ÇOBAN’ın mücâdelesi, “Cumhur İttifakı” açısından değerlendirilirse genel merkezlerin arzusu ve seçmenin tercihi ne olur dersiniz?

Ülke genelinde olduğu gibi gerek Cumhurbaşkanlığı, gerekse milletvekilliği seçimlerinde Cumhur ittifakı ve MHP’nin sâyesinde büyük bir hüsrana uğramaktan kurtulan AKP’nin, Cumhurbaşkanı’nın Elazığ’da en fazla oy oranına ulaştığı Palu İlçesi’nde 20 puan geride kalması, Elazığ’da oyların sayımını kuşkulu bulan MHP’nin, tüm itirazlara rağmen yine ittifaktan zarar görerek 1 Milletvekili’ni AKP’ye kaptırması ve ŞERİFOĞULLARI ile ÇOBAN’ın bu şartlarda yarışı 31 Mart Seçimleri’ne nasıl yansıyacak?

***

Bilgi kirliliğinden ziyâde, iddiâlar ve dedikodular gündem belirliyor Elazığ’da…
Cumhur İttifakı’nın Elazığ’da bir varlık gösteremeyeceği; iki adayın da güçlü ama, güçbirliği yapamayacak oluşundan belli!
Millet İttifakı’nın çalışmaları bir sürpriz doğurur mu Elazığ’da?
Eski Milletvekili Faruk SEPTİOĞLU’na teklif götürüldüğüne dâir iddiâlar?

Eski Belediye Başkanı Süleyman SELMANOĞLU’na teklif yapıldığı ve düşünme süresi istediği doğrultusunda teyid edilen duyumlar?
Prof. Dr. Yasemin AÇIK’a üst düzey teklif iletildiğine ilişkin dedikodular?

Elazığspor’u sahiplenerek büyük sempati toplayan CHP Elazığ Milletvekili Gürsel EROL faktörü?..
AKP’nin aday göstermediği mensuplarına “teselli” uygulaması mâhiyetinde değerlendirilen, “Elazığ’a ne faydası olacak” diye önemsenmeyen ama, halka terfiymiş gibi lanse edilmeye çalışılan; Belediye Başkanı Mücahit YANILMAZ’a unvan tahsisi “AKP Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcılığı” görevi?

Tüm bu olan-biten ve yaşananlara bakılırsa “Elazığ bu kez çantada keklik” değil gibi!..

YORUM EKLE