“Harput mutfağı başlı başına Türk mutfağıdır”

Medya, halk kültürü ürünlerinin sergilendiği, sunulduğu, tanıtıldığı önemli ortamlardandır. Bu bağlamda da ilimizde Milad Erdoğmuş, Kanal Fırat televizyonunda yaptığı yemek programıyla mutfak kültürümüzün evrensel boyuta ulaşmasını sağlayacak yolda önemli bir katkı sunmakta… Erdoğmuş “Elazığ’ın artık hak ettiği yere gelebilmesi için herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor “ diyerek ilimiz hakkındaki hassasiyetlerini dile getirdi.

Erdoğmuş, yaptığı televizyon programıyla izleyicinin gönlünde taht kurmuş, başarısını ise tiyatro oyuncusu olmasına bağlıyor. Özellikle yöresel yemeklerimizi, tarihimizi, toplumsal ilişkileri, insani değerleri, turistik zenginliğimizi tanıtmak için özel bir çaba gösterenlerden… Bunu yaparken de "özgünlük"ten hiç sapmamış, …Tiyatroculuk geçmişinden televizyon programına geçişine, mutfak kültürümüzden yapmış olduğu televizyon programına kadar her sorumuzu samimiyetle yanıtlayan Milad Erdoğmuş ile söyleşimizden kesitler ise şu şeklide:

Milad Erdoğmuş artık bir fenomen; Milat Erdoğmuş’u sizden dinleyebilir miyiz?

HARPUTLU OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM

1969 Elazığ doğumlum. Aslen Harputluyuz. Harputlu olmaktan gurur duyuyorum. Eğitim hayatım hep Elazığ’da geçti. Tiyatrocu bir geçmişim var. Tiyatroya ilk önceleri skeçlerde, okul müsamerelerinde yer alarak başladım. Akabinde, figüran olarak şehir tiyatrosuna girdim. “İşgal” adlı oyunun provalarına katıldım fakat sahneye çıkmamıştım. Profesyonel anlamda tiyatro ile tanışmam 1985 yılında “Hürrem Sultan” oyunu ile oldu. O günden bugüne kadar 32 yıldır tiyatro ile hemhal olmuş bir insanım. Oyunculuk hayatımda iki yıl İstanbul tiyatrolarında görev aldım. Onun dışında hep Elazığ’da şehir tiyatrolarında ve belediye şehir tiyatrolarında görev aldım. Evli iki çocuk babasıyım.

Medyada olmaya nasıl karar verdiniz?

MİLAD’IN MUTFAĞI ÇOK TUTULDU

Televizyon olayı bana çok uzak bir olaydı. Medya sektörüne radyo ile başladım. Radyoda dublaj, reklam seslendirmeleri yapardım. Eşimle de o dönemde tanışmıştık. Daha sonra Kanal E televizyonunun kuruluş aşamasında televizyonun yayın yönetmenliğini yaptım. Akabinde televizyonların kapandığı bir dönem oldu ve ben yeniden tiyatroya döndüm. Uzun yıllar tiyatroya devam ettim. Ta ki “Milad’ın Mutfağı”programı için teklif gelinceye kadar... 6 Şubat tarihinde programımıza başladık. Programımıza bu kadar ilgi beklemiyordum .“Milat’ın Mutfağı”  gerçekten izleyici tarafından çok beğeni ile izleniyor. Bunu program esnasında aldığımız mesajlardan anlayabiliyoruz. Programımızın beğeni ile izlenmesi bizleri çok mutlu ediyor.

Programınızın misyonu hakkında bilgiler alabilir miyiz?

MİSYONUMUZ KÜLTÜRÜMÜZÜ CANLANDIRMAK

Programımızın en büyük misyonu unutulmaya yüz tutmuş yemeklerimizi, unutulmaya yüz tutmuş adet, gelenek ve göreneklerimizi yeniden canlandırmak. Programımızda kültürümüz ile ilgili olarak Elazığ’a sahip çıkılması gerektiği mesajlarını vermeye çalışıyoruz. Artık ilimize turistlerin gelmesini istiyoruz. Elazığ’ın canlanıp hak ettiği yere gelmesini istiyoruz. Bürokratlarımızın oturdukları koltukların oturmak için olmadığını, bunların sembolik koltuklar olduklarını, kolları sıvayıp çalışmalar yapmaları gerektiğini hatırlatmaya çalışıyoruz. Bunun akabinde programımızda sigaranın zararları gibi sosyal sorunlara da değinmeye ve mesajlar vermeye çalışıyoruz. Elazığ için bir şahıs bir şeyler yapıyorsa ben buna çok önem veririm. Bu anlamda misyonlarımdan biri de Elazığ’da bir müteşebbis bir şey yapıyorsa onun reklamını yapmak benim boynumun borcudur. Her şeyi devletten beklememek gerekir. Eğer

Televizyona geçişte kafanızda karışıklık ya da soru işaretleri oldu mu?

RAMAZAN AYI DOLAYISIYLA HER GÜN İKİ SAAT YAYIN YAPIYORUM

Televizyon programcılığı, ekranlar bana çok uzaktı ve televizyona geçtiğim zaman tiyatroyu öteleyeceğimi biliyordum. Ekranda olmak çok farklı bir şey diye düşünmüştüm. İlk günümde çok heyecanlanmıştım. İlk günden sonra bunların hepsi geçti tabi ki…  Ramazan ayı dolayısıyla her gün iki saat canlı yayın yapıyorum. Aslına bakarsanız ben her gün iki saat tiyatro yapıyorum. Anlayacağınız oynuyorum. Belki de kendimi öyle avutuyorum.

Programıma başlarken çok özenli ve hassastım. Programda kullandığımız kartelâlarımda, bardaklarımda “Milad’ın Mutfağı” yazar mesela. Programda kullandığımız kostümlerimizin sponsorlarını belirledik. Bu gibi şeyleri programa başlamadan hepsini titizlikle hazırlattırdım. Her şey tamamen bizim belirlediğimiz konsepte yapıldı.

Tiyatrodan televizyon programına geçtiğinizde sıkıntılar yaşadığınız oldu mu?

İlk gün yeni tiyatroya çıkan bir insan gibi heyecandan titremiştim. Kendime inanamamıştım. Daha sonra tabi bu durumlar geçiyor. İlk önceleri tiyatrocu olmamdan kaynaklı olarak ses tonum ile alakalı sıkıntı yaşamıştım. Ayrıca konuşurken kelimeler arasında isteksizce  “eee” kullanırdım. İlk haftadan sonra bunlar da geçti tabii ki … Bir de konuk aldığınız insan suskun, çok fazla konuşmayan bir insan olunca görev size düşüyor ve daha fazla konuşmak durumunda kalıyorsunuz. İlk dönemlerde saçımın uzun olması ve kıyafetlerim yadırganmıştı. Ancak şimdi insanlar beni benimsedi.

Yemek programı yapan bir insan olarak siz de yemek yemeyi ve yapmayı sever misiniz?

Yemek yemeyi çok seven bir insanım.140 kilo idim. Şu anda bir mide rahatsızlığından dolayı hızla kilo veriyorum. Programda yemekler gözümün önünde yapılıyor ancak ne yazık ki yiyemiyorum. Sadece programın konsepti gereği tadına bakabiliyorum. Yemek yapmayı da çok seven bir insanım. Çok güzel Elazığ güveci yaparım. Menemen iyi yaparım. Yemeklerimin tadına bakanlar özellikle esnaf yemekleri dediğimiz yemek çeşitlerini güzel yaptığımı söylerler.

Program konuklarınızı seçerken belli bir kriteriniz var mı?

KAPIMIZ HERKESE AÇIK

Şöyle söyleyeyim ki bizim programımız sadece Elazığlılara değil tüm izleyicilere açık bir program. “Ben şu yemeği çok iyi yaparım” diyen bir kimse gelip programımıza konuk olabilir. Konuklarımızı yönetmenimiz Faysal Tokmak ile istişare ederek alıyoruz. Konuklarımızı seçerken özellikle de kültür insanı olması benim için çok önemli; konuklarımızın sanatçı, edebiyatçı, bürokrat ve Elazığ’da saygın, bu konuda söz sahibi ve Elazığ’ı temsil eden insanlar olmasına gayret ediyoruz. Bunun dışında az önce de belirttiğim gibi kapımız herkese de açık… Programımda siyasete girmiyorum bu da beğeniyi artırıyor.

Programımız için ilk önceleri insanlar, “her gün nasıl farklı konuk bulacaksınız” diyorlardı. Fakat biz hiç konuk sıkıntısı çekmiyoruz. Heyecanlı konuklarım da hep kendilerini rahatlatma konusunda çok yardımcı olduğumu söylerler.

Milad’ın Mutfağı’nda daha çok hangi yemekler yapılıyor?

Özellikle Elazığ yöresel mutfağımızın çeşitlerine haftada en az 2 defa yer veriyoruz.  Diğer günlerde de Türk, Osmanlı ve dünya mutfağına yer vermeye gayret ediyoruz. Elazığ mutfağı Türkiye’de Gaziantep mutfağından sonra 154 çeşit yemeği ile ikinci sırada yer alıyor. Fakat bizim buna ek olarak yaklaşık 100 çeşit yemeğimizin daha olduğunu programa gelen konuklarımızla konuştuğumuz vakit onların verdikleri bilgilerden anlıyoruz. Bu yemekleri de ayrıca not alıyoruz.

Programınızın uzmanları da var mı?

Programımızın tabi ki uzmanları var. Diyetisyenimiz, güzellik uzmanımız, var. İleriki sezonda da yeni uzmanlarımız olacak. Boşanma davaları çok fazla olmasından dolayı bir boşanma avukatı ve pedagog uzmanımız olacak. Tabi programlarımız sponsorların katkılarıyla ile devam ediyor.

Yemeklerimizin yaşatılması noktasında ilimizdeki mekânlarda yöresel yemeklerimizi göremiyoruz. Siz bunları neye bağlıyorsunuz?

TEK ÇİÇEKLE BAHAR GELMEZ

İlimizdeki yeme- içme mekânlarına gidildiği vakit mesela yöresel yemeğimiz olan ekşili dolmayı göremiyoruz. Hatta bir Harput köftesini dahi bulamazsınız. Sadece sırın ve içli köfte gibi, iki üç yöresel yemek çeşidini görebiliyoruz. Aslına bakarsanız işletme sahiplerini de haksız görmemek gerekir. Çünkü ilgi görmeyen bir yemek çeşidini yapmayı istememeleri normal olabilir. 154 çeşit yemekten sadece birkaçının yapılması üzücü bir durum… Bir tek çiçekle bahar gelmez. Harput’a gelen bir turist yöresel yemeğimizi tatmak istediği zaman, Harput’ta yöresel yemek yapan bir mekân bulamaz. Ben bunları dile getirdiğim zaman insanlar bana “sen Harput’ta restoran mı açacaksın? Şimdiden onun tanıtımını mı yapıyorsun” diyorlar. Öyle bir niyetim yok. Aksine ben, birisi böyle bir işi yapacaksa ona ön ayak olmak isterim. Hatta reklamını dahi yaparım.

Program sponsorum çok değerli bir insan. Ancak sponsorumuzun Hataylı olması beni üzmüştür. Gönlüm isterdi ki sponsorumuz bir Elazığlı olsun…

Kayısımızı Malatya sahip çıkmış, orciğimizi Gümüşhane sahiplenmiş, tulum peynirimizi Erzincan sahiplenmiş. Elazığ’da, Harput’ta bir Elazığlı düğününde Urfa’dan Sıra Gecesi ekibi getirtip Sıra Gecesi yapılıyorsa bu çok acı bir durumdur. Bu Elazığ’ın bitmiş olması demektir. Bizler bu durumlara üzülüyoruz.

Elazığ yöresel mutfağını diğer yörelerden ayıran bir özelliği var mıdır?

HARPUT MUTFAĞI BAŞLI BAŞINA TÜRK MUTFAĞIDIR

Var tabiî ki. Malatya gibi bulgur ağırlıklı değil. Hatay, Gaziantep, Kilis, Mardin Arap mutfağıdır aslında. Bu yörelerin mutfağı Arap mutfağından etkilenmiştir. Ama Elazığ mutfağı başlı başına Türk mutfağıdır. Ege mutfağına bakacak olursak, daha ziyade sebze kültürü öndedir. Fakat bu coğrafyada Türk mutfağını etli olarak temsil eden mutfak Elazığ mutfağıdır.

Bu bakımdan Harput yemek kültürü çok önemlidir. Hatta Diyarbakır, Urfa Kerkük Harput’u kıble bilir. Bunu söyleyen insanın da bir Urfalı olması da manidardır. Kültürün kıblesi Harput’tur. Bunun üzerine bir şey söylemek artık anlamsızdır. Bizleri farklı kılan bunlardır.

 Altına imzamı atarım dediğiniz bir sözünüz var mı?

Elazığlılar eğer gerçekten Elazığlıysa, 7 den 70 herkes Elazığ için elini taşın altına koyacak.

Gelecekte ne gibi projeleriniz var?

ELAZIĞ’IN BÖYLE BİR PROGRAMA İHTİYACI VARMIŞ

Programımız şu anda devam ediyor. Aldığım olumlu tepkilere istinaden şunu söylemek isterim; Elazığ’ın böyle bir programa ihtiyacı varmış. Geleceğe dair yine Elazığ kültürüne ait projelerim var. Fakat öncelikle yöresel mutfak kültürümüz ile ilgili misyonumuzu tamamlayalım. Ben olayım ya da olmayayım temennim; bu programın misyonunu tamamlayıncaya kadar devam etmesi…

En büyük korkunuz nedir?

En büyük korkum Elazığ adına yanlış bir intiba doğurmak… Bu bakımdan programımda çok hassas davranırım. Çünkü sadece Elazığ değil, dünyanın her yerinden izleniyoruz.

Son olarak nasıl bir mesaj vermek istersiniz okuyucularımıza?

Elazığ için birilerinin artık düğmeye basması gerekiyor. Elazığ için bir şeyler yapılması gerekiyor. Madem Elazığlıyız taşın altına elimizi koyacağız. Elazığ’da bir şeylerin olmasını, Elazığ’ın hak ettiği yere gelmesini istiyorsak herkes bu bilinçte olacak. Her şey Elazığ için. Gayretimiz sadece bu…

Songül DURSUN / Elazığ Fırat Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.